TRANSLATE

English French German Spain Italian Dutch Russian Portuguese Japanese Korean Arabic Chinese Simplified

++Sitene Ekle

HÜRRİYET

İNEK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İNEK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2012 Cumartesi

Niçin İnsanların Kanları Birbirlerinden Farklı?

Vücudumuzda yaşantımız boyunca hiç durmadan çalışan bir kasımız vardır. Yani tek bir kastan oluşan kalbimiz. Kalbimiz nefes ile alınan oksijeni akciğerlerimizde alan kanı vücudumuzun her noktasına pompalar. Bir dakikalık sürede ciğerlerin aldığı hava ile kalbin pompaladığı kan aynı hacimde, yaklaşık altı litredir. Gerilim halinde ciğerlerin alıp verdiği hava, kalbin kan kapasitesini aşar. Peki nasıl oluyor da bu kan insandan insana farklı oluyor ve hatta birbirleri ile hiç uyuşmuyor? 
İnsanların kan grupları doğmalarından önce genetik olarak saptanmıştır. Kanımızda yabancı maddeleri, mikropları tespit edip bunlarla savaşan hücrelerimiz, yani kırmızı kan hücreleri, bir diğer deyişle alyuvarlar vardır. Bu alyuvarlar sadece 120 gün yaşarlar. Bu nedenle vücudumuzda devamlı alyuvarlar üretilir. Ortalama bir yaşam süreci boyunca, insan vücudunda yarım tondan fazla alyuvar üretilir. Bu alyuvarların yüzeylerinde "antigen" denilen proteinler ve lipidler vardır. İşte bu antigenlerin varlığı veya yokluğu kan gruplarını tayin eder. 
Aslında bilinen üç yüz kan grubu vardır ama AB0 adı verilen en yaygın gruplama sistemi, ebeveynlerden miras alınan A ve B adı verilen iki antigenin varlığı veya yokluğu üzerine kurulmuştur. Bu sistemi ilk olarak 1902 yılında Avusturya kökenli ABD'li bilimci Karl Landsteiner ortaya çıkarmıştır. 
Bu gruplamada kanlar A, B, AB ve 0(sıfır) olmak üzere dörde ayrılırlar. İnsanın dışındaki hayvanların da farklı kan grupları vardır. Örneğin, domuzlarda 16, ineklerde 12, köpeklerde 7, kedilerde ise 2 farklı kan grubu tespit edilmiştir. 
Bu gruplamada bazıları birbileri ile uyumlu olabilir ve diğer gruptan kan alabilir veya verebilir. Uyumsuz gruplarda ise karşı tarafın savunmacı antigenleri gelenleri dost bilmeyip savaş açarak kanda pıhtılaşmaya, böbrek rahatsızlıklarına hatta ölüme sebep olabilirler

10 Haziran 2012 Pazar

İlk İnek Ne Zaman Sağıldı?


Tarihsel belge ve kanıtlarda, süt ve süt ürünlerinin kullanımıyla ilgili pek çok ize rastlanıyor. İnek sütünün kullanımı, tarih öncesi devirlerde bile oldukça yaygındı. Babil Medeniyeti’ne ait bir tapınakta, bir insan tarafından sağılan bir ineğin kabartması bulundu. Bu Tapınağın yaşı 5000 yıl olarak hesaplanıyor. Bu kabartmada, ineği sağan kişi, bugün olduğu gibi ineğin sağında oturmak yerine arkasında, özel bir taburede oturuyor. Diğerleri, onun sağdığı sütü elekten geçirip yerde duran büyük bir kaba boşaltıyor. Başka bir grup ise bu kaptaki sütü testilere bölüştürüyor. Görünüşe göre süt sağma işi, 5000 yıl öncesinden beri iyi organize edilmiş bir uğraş.
Günümüzde, insanların tükettiği sütün büyük bir bölümü inek ve keçiden elde ediliyor. Ama dünyanın pek çok yerinde, yörelerindeki farklıhayvanların sütünü tüketen halklar var. Örneğin, Asya’nın pek çok yerinde deve ve at sütü (kımız) kullanılır. Alaska’da yaşayan Eskimolar geyik sütü içerler. Hindistan’da ise su bufalosunun sütü sağılır. Ayrıca Asya ve Avrupa’da koyun sütü tüketimi de çok önemli bir yere sahiptir. Süt pek çok kimyasal maddeden oluşur, ama yaygın kullanılmasındaki en öenmli etken, taşıdığı yüksek orandaki kalsiyum, fosfor ve proteindir. Bu mineraller, süt çabuk hazmedildiği için vücut tarafından hemen alınabilir. Ayrıca içindeki süt şekeri (laktoz) ve süt proteini (kazein) başka hiç bir madde bulunmaz